21 Şubat 2012 Salı

saatleri ayarlama enstitüsüne gidip enstitü başkanına ayar verme isteği...

Merhabalar efenim,

Epey bir vakit geçmiş buraya son kusmamın üstünden. Amma ve lakin, iplemiyoruz bu sorunu hiç. Neden mi? Çünkü ben öyle istiyorum.. Şaka lan şaka, bu yazıda zamanda yolculuğu anlatıcam size. Anlayıp çözebildiğiniz takdirde geçen vaktin hiçbir önemi kalmayacak.

Birkaç gün önce benim için çok önemli olan bir insanla konuşuyorduk. "Keşke zamanı ileri alabilseydik, 1 sene sonrasında olsaydık" dedi. Arabadaki dijital saatin ayar düğmesine bastım ve bir sene sonrasındaydık ikimizde. Evreka! Meğerse arabamda zaman makinası varmış lan! Çözüm budur, dağılabilirsiniz. İsteyen arkadaşlar ücreti mukabilinde bu hizmetimizden faydalanabilir. Ödemeleri peşin alıyoruz, mail atıp banka hesap bilgilerini isteyebilirsiniz.. Tamam yaa, yok arabada zaman makinası falan, ama siz yine de mail atıp hesap bilgilerini isteyin. Üç-beş kuruş sakal atın şu güzel kardeşinize, batmazsınız ya!

Öhömm, neyse, nerde kalmıştık? Hah! Zamanda yolculuk.

Gözlerimi kapattım, hayal ettim, başardım zamanda yolculuğu. 2-3 sene önce yediğim bokun gerçekleştiği anlara gittim, düzelttim, onardım. Günümüze döndüğümde sonuç mükemmeldi. Sevinçten bulutların üstünde uçtuğumu hissediyordum. Tabi bu bulutların üstünde olma hissinde rakı+tekila+bira kombosunun da etkisi olabilir, orası konumuz dışında..

Sonra gözlerimi açtım (yukarıdaki paragrafta gözler kapalıydı tamamen anladın sen onu hişşş), değişen bir şey yok. Hala aynı yerdeydim. Hayal ettiğim dünyada değil, gerçek dünyada yaşıyordum ve hatalarımın yükü omuzlarıma binmeye devam ediyordu, pişmanlık ve kendinden nefret etmeyle vücut bulmuş pis bir tenya karnımda dolaşıyordu hala.

Tenyayı öldürmek için fitil önerir doktorlar genelde. Ama bilirsiniz ki, -bilmeyenler de böylece öğreniyor- benim totom çok şahane, süper, öyle böyle olmayan, zetina dikiş makinasından da öte bir şekilde her genç kızın hayali bir totodur. Kıymadım totoya fitil sokmaya. Tenyanın oluşumuyla yüzleşerek öldürmek daha mantıklı geldi.

Yüzleştim ben de hatalarımla, pişmanlıklarımla, düşüncesizliklerimle.. Gözümden yaşlar döküldü. Ağzına sıçmıştım o tenyanın hehehe.. Ey tenya efendi, ya ne olacağıdı? Küçümseme sen dumanalti abini!

Ee peki zamanda yolculuk nasıl oldu? Şöyle oldu. Artık bir daha hata yapmamaya, sevdiğim insanın değerini bilmeye, onun sevgisine layık olmaya, gözlerimi kapattığım zaman kurduğum hayalin gerçekleşmesini hayatımın merkezine koymaya ve öyle yaşamaya karar verdim.. Ve zaman değişmeye başladı işte. Artık zaman mefhumu yok. Mutluyum! Ve umarım hep böyle devam eder.

Öperim gıdınızdan. Selametle.


Bu yazı kusulurken aynı şarkı defalarca dinlenilmiştir:
"Gel birer çocuk olalım bu günden başlayalım
Gözlerimiz buluşsun ilk kez bakışalım
Ne dün ne de yarın kalsın biz yeniden doğalım
ilk söz dudağında olsun benim adım"

18 Kasım 2011 Cuma

G.te Giren Kazıklar...

ya böyle sanki bi direğe bağlamışlar gibi ipimi. uçurtma olmak istiyorum, balon olmak istiyorum. atıyorum kendimi ileriye, salınayım özgürce diyorum.

gözlerimi kapatıyorum bi an. sanki uçuyorum hakkaten. özgürüm, gidiyorum boşluğa.

ama gözlerimi açınca bi bakıyorum ki, direkten sadece bir metre ötede sallanıp duruyorum...

işte ben o direğin amına koyiiimmmmm.

4 Ekim 2011 Salı

zaman.

zaman geçiyor be hey bunu okuyan arkadaşım.

insanların hayatında bir sürü olay oluyor. benim babam ölüyordu mesela. senin haberin yoktu/vardı. umrunda oldu/olmadı.

şair burada herkesin derdinin kendi g.tüne girdiğine sesleniyor.. üzerinize alınmayın.

benim babam bir kere öle yazmıştı, kör ola yazmıştım. ikinci oldu, hala yaşıyor. miyop oldum. az daha kör oluyordum. Cisimler hala görünüyor gözümde, nesneler anlam ifade ediyor. ölmedim, yırttım.

blog benim kişisel blogum, o yüzden gönderme derdinde değilim de kimseye. beddualar kimlerde acı yaratmış, kimlerde yaratmamış tartışmasına girmeyeceğim. ama selam çakmak açısından şunu iletmek istiyorum: o kadar mükemmelim ki pembe minik kalpler s.çıyorum ve tuvalet leylak kokuyor, düşün artık..

kabuslarda görüşmek üzere.

30 Eylül 2011 Cuma

potasyum sülfat hesabı.

  deli cevat'tan gelsin:

"eğer birini seviyorsan,
onu serbest bırak,
dönerse delidir, dönmezse normaldir.
ve bu amına kodumun normalleri adamda konsantre bırakmaz.
ve yaşamak bir orman gibi höykürerek,
ve bir at balgamı bir potasyum sülfat hesabı.
di mi lan benjamin?"

29 Eylül 2011 Perşembe

düt!

çekilin yolumdan! acemi şöför geliyor.

süre süre öğrenilir ya araba, hayatı da öyle öğreniyorum ben. ya da yok, öğrenmiyorum. hatalarımdan ders çıkarmak yerine, hatalarımın beni değiştirmesine izin vermemeyi deniyorum. hata yapıyor olsam da bu benim işte. düşündüğüm gibi, istediğim gibi yaşıyorum. böyle mutlu oluyorum. sonucu kötü oluyor diye kendimi değiştirsem artık kendim olamicam. o zaman zaten anlamı yok.

öyle de böyle de farketmez. çekilin yolumdan uleyn!

yine güzeliz, yine çiçeğiz efenim.
öpücüklerimle bildiriyorum.
sincerelery yours, dumanaltı

25 Eylül 2011 Pazar

sorunlu hatun paratonerliği

nedendir, niyedir bilmem ama durum böyle.
epey düşünüp kafa yordum "ulan niye böyle oluyor, sorunlu hatunlara kaptırıyorum kendimi?" diye. değişik değişik cevaplar buluyorum ama kestiremiyorum tam olarak sebebinin ne olduğunu.

belki ben de sorunluyum ve "hacı hacıyı mekkede" olayı cereyan ediyor.
belki normal hatunlar fazla normal olduğu için ilginç gelmiyor.
belki içimde bir psikolog var.
belki belki belki...

sonuçta sorunlu hatunları buluyorum, körkütük aşık oluyorum ve her şeyimi veriyorum. bi müddet sonra da dönüp dolaşıp rektal yoldan bana monte oluyor bütün yaptıklarım. üzülüp duruyorum kendi kendime.

değerli dumanaltı takipçileri. sorunlu musunuz? kendinizi bu dünyada yapayalnız mı hissediyorsunuz? kimse anlamıyor mu sizi? bütün bu sorulara cevabınız evetse ve bacak aranızdan penis sallanmıyorsa hemen 444DELİ numarasını arayın beni sipariş edin. üstelik ilk yarım saat içinde sipariş verenlere şimşir tarak ücretsiz!

öperim gıdınızdan.

23 Eylül 2011 Cuma

mikimden aşşaa disneyland

acı çekmek isteseydim kebapçıya gider adana söylerdim. biraz da kendini düşünmenin zamanı geldi sanırım.

şimdi dertleri alkolle öldürme zamanı. alkol mikrobu kırar, güzellikler kalır geriye.

ünlü düşünür elvan dalton'un da belirttiği gibi "açın kızlar arayı salıyom kobrayı varooooo"


herkeze bol neşeli octoberfest'ler efenim.

sincerely yours;
dumanaltı